Anasayfa » İslam » İlim Talebesinin Ahlakı
makalemdua

İlim Talebesinin Ahlakı

Âlimin âbide üstünlüğü; benim, sizden en basitinize olan üstünlüğüm gibidir.

 -Hadis-i Şerif, Tirmizî; İlim 19-2686-

İnsanoğlu için ilim, Cenab-ı Hakk’ın ilk insan ve peygamber olan Âdem (as)’a isimlerin hepsini öğretmesi [i] ile başladı. Âdem (as)’dan beri ilim, müstakil bir branş olarak tarih boyunca önemini korumuş, yüz binlerce ilim adamı yetişmiş ve yetişmeye de devam etmektedir. Bu yetişme esnasında –hassaten İslamiyet’ten sonra- ilim kadar, ilmin ediniliş şekline ve ilim talep edenin ahlakına da önem verilmiştir. Bu nedenledir ki, her bir dini ilim kolu için “usul ilmi” (Fıkıh usulü, hadis usulü, tefsir usulü vb.) geliştirilmiştir ve başlı başına bir eğitim dalı olmuştur.

Biz de bu yazımızda, ilmi talep edenin adab ve ahlakından bahsederek, beş madde ile konuyu açıklamaya çalışacağız.

 

makalemdua

1-      İhlâs ve İyi Niyet

Bir talebenin öncelikli görevi ihlâstır ve niyetinde bulunması gereken yegâne sır ihlâs olmalıdır. Hz. Peygamber (sav) şöyle buyurmuşlardır: “Kim ilmi, sırf âlimlere karşı tartışmak

ve övünmek, cahillerle münakaşa etmek (onları susturup ilmini göstermek) ve insanların teveccühünü kazanmak için öğrenirse, Allah onu cehenneme koyar.”[1] Öyleyse ilim öğrenmede niyet sadece Allah rıza olmalıdır. Bir başka hadisinde Peygamberimiz (sav) şöyle buyumaktadır “Kendisiyle Allah’ın rızasının aranması gereken bir ilmi, dünyevi bir maksadla öğrenen, Cennetin kokusunu bile alamaz.”[2]

2-      Öğrendiği ile amel etmek

Kur’an-ı Hakim, ilmiyle amel etmeyenleri kitap taşıyan eşeklere[ii] benzetmiştir. Bu sebeple talebe, sahip olunan ilimle üst düzeyde amel etmeye çaba sarf etmelidir. Bununla ilgili İmam Şafii’nin hocası Veki’ b. El-Cerrah “Hadis öğrenmek istiyorsan, onunla amel et.” diyerek konunun ehemmiyetini vurgulamış; amel etmenin, öğrenmede en etkili yöntemlerden biri olduğu dile getirmiştir.

Amel etme konusunda bir kısım önce gelen sahabelerin metodunu Abdullah b. Mes’ud şöyle haber vermektedir “On ayet ezberleyince, ezberlemeden ve manalarını iyice öğrenmeden başkaca ayetlere geçilmezdi.”[3]

Bu konuda başkaca bir alim de şu şekilde metot belirtmiştir “Zekat oranı kırkta birdir. İki yüz hadis öğrenen kişi, bu öğrendiklerinin zekatını vermek için en az beş tanesiyle amel etmelidir.[4]

3-      Tevazu ve merak

İlim talebesi, gerek hocasına, gerek arkadaşlarına ve gerekse öğrendiği ilme karşı saygı göstermeli, sahip olduğu ilimden hasıl olan kemalat ile hareket etmelidir. Kibir, böbürlenme gibi ilmin izzetine yakışmayacak hallerden uzak durmalı, saygı ve ta’zimi elden bırakmamalıdır.

Bununla beraber merak ile ilmin peşinden koşmalıdır. “Merak ilmin hocasıdır.” sözünü kendine şiar edinmeli, bilmediğini sormadan mesafe kat edemeyeceğinin bilincinde olmalıdır.

Bu konuda Mücahid şöyle der: “Utangaç ya da kibirli olan, ilim öğrenemez.”[5]

4-      Münazara meclislerine dâhil olmak

İslâm âlimleri, tartışmayı münâzara ve cedel olmak üzere iki kısma ayırmışlardır. Tartışılan bir konuda doğruyu ortaya çıkarmak için karşılıklı konuşmaya “Münâzara“; hasmını susturmak için yapılana ise “Cedel” denilmiştir. Cedelin “tartışmada kendi fikrini kabul ettirip muhâtabı yenme, susturma” tarzındaki yapısı, İslâm ahlâkıyla bağdaşmadığı için âlimler cedeli hoş görmemişler, bazı âyet ve hadislerden yola çıkarak yasaklamışlardır. Fakat münâzarada gâye, sâdece gerçeği ortaya çıkarmak olduğundan teşvik edilmiştir. Buna işâreten Taşköprülüzâde ”Demişlerdir ki: Bir saat münâzara, bir ay mütâlaadan hayırlıdır.” der.[6]

Münazara ilmin temellerindendir. Malik b. Enes (ra)’in de dediği gibi “İlmin bereketinden istifade etmek için, talebelerin birbirlerine yardım etmesi gerekir.

5-      Tedrici bir metot ile çalışmak

İlim talebesi, öğrenme sürecinde kendinde istikrarı sağlamalıdır. Hazmederek devam etmeli, az da olsa sürekli olarak eğitimine devam etmelidir. Asr-ı hazır’da, kendini muamele-i dünyeviye sebebiyle ilme tam olarak veremeyenler için Hz. Peygamber (sav) çok güzel bir ölçü belirlemiştir “Allah katında amellerin en makbulü az da olsa devam üzere yapılanıdır.”[7]

Talebe, istikrarlı bir çalışmanın yanında aynı zamanda tedrici bir yok izlemelidir. Tedrici metot aynı zamanda Kur’anî bir metottur. Buna binaen, talebe tamamen düzensiz bir şekilde meşgul olduğu ilmin üzerine yığılmamalıdır. Derece derece çıkarak, hazmederek istikrarlı bir şekilde süreci ilerletmelidir. Tedrici öğrenme metodu, sabır isteyen, ama verimli ve etkili bir öğrenme biçimidir.

Bunlara ek olarak, literatür ve tarih konusunda edinilecek bilgiler de, ilmin yerleşmesini ve kuvvetlenmesini sağlayacaktır.

Unutulmamalıdır ki, toplumun ihyası, insanın ihyası iledir. İnsanın ihyası ise ilim ile sağlanabilir.

 


 

KAYNAKÇA

[1] Ka’b b. Malik (ra)’ın oğlu babasından Peygamberimizin böyle buyurduğunu rivayet etmiştir. (Tirmizi)

[2] Tirmizî, İlim, 6.

[3] Taberi, Camiu’l-beyan, I-80.

[4] Hadis Usulü, İ. Lütfi Çakan, 47.

[5] Hadis Usulü, İ. Lütfi Çakan, 48.

[6] İdris Tüzün, “Münakaşa Yapmayın!” makalesinden.

[7] Buhârî, İman 32; Müslim, Müsafirîn 215-218, Münafıkın, 78.


[i] Ve Âdem’e isimlerin hepsini öğretti, sonra onları meleklere gösterip: “Haydi davanızda sadıksanız şunların isimlerini bana haber verin” dedi. (Bakara, 31)

[ii] (Kendilerine) Tevrât yükletilip de sonra onu taşımayan (içindeki hükümlerle amel etmeyen) kimselerin misâli, (sırtında) kitaplar taşıyan eşeğin misâli gibidir!

 

Hamza Salih

Hakkında Misafir Yazar

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*