Anasayfa » Politika » Fatih Sultan Mehmet Kardeşini Neden Öldürdü ?
fatih-sultan-mehmet-kardes-katli

Fatih Sultan Mehmet Kardeşini Neden Öldürdü ?

Bugüne kadar var olmuş bütün yönetim sistemlerinde -Peygamber Efendimiz(s.a.v) ‘in yönetim anlayışı müstesna- olduğu gibi Osmanlı yönetim sisteminde de eksikler vardır. Nüfuzlu  aileleri  tahttan  uzak  tutmak ve  her  şehzadeye   eşit ölçüde  hak  vermek   için I. Murad Dönemi’nde daha önceki ”Ülke hanedanın ortak malıdır” anlayışı yerine ”Ülke  padişahın ve oğullarınındır” anlayışı getirilmiştir. Bu anlayışla  beraber ortaya  çıkan  önemli  gelişmeler olduğu  gibi -kardeş katli gibi- görünürde olumsuz, derinlemesine incelendiğinde gerekli vakalar da meydana gelmiştir.

 

fatih-sultan-mehmet-kardes-katli

Kardeş katli ilk kez Fatih Sultan Mehmed Han tarafından hazırlanan Fatih’in Teşkilat Kanunnamesi’nde yer almıştır. (1)  Bu  kanunnameye dek saltanatı  kimin  devam  ettireceği hususunda  kesin  bir  kaide  bulunmayan  Osmanlılarda (2) tahta cülus vasiyet veyahut devletin ileri gelenlerinin ittifakı sonucunda olmuştur.

Fatih Sultan Mehmed Han, Kanunnamesi’nde bu hususa tam anlamıyla bir açıklık getirmemiş olsa da daha önce vuku bulmuş olan şehzade isyanları [Şehzade Savcı İsyanı(3)] ve taht kavgalarını göz önünde bulundurarak ve Kur’an-ı Kerim’de ”Fitne, adam öldürmekten daha kötüdür.” Mealindeki iki Ayet-i Şerif’e dayanarak (4) bütün bütün şehzadeleri tahta aynı ölçüde varis kılmış ve devletin bekası için diğer şehzadelerin katlini münasip görmüştür. Fakat ayetin nüzûl (iniş) sebebinin haram aylarda sahabelerden bazıların müşrikler tarafından öldürülmesi konusunda olması (5) kardeş katlinin buna dayandırıldığı anlayışının pek de doğru olmadığını göstermektedir.

Bu ayetlerin dayanak olarak kabul edilmesinin sebebi ancak şöyle olabilir: Taht ve saltanat kavgalarının oluşturacağı fitne, birden çok kişinin ölmesine sebep olabilir. Bu münasebetle çıkarılan bu fitnenin yok edilmesi ve fitne hasebiyle ölebileceklerin önüne geçilebilmesi için söz konusu şehzadeler adeta ”feda” edilmiştir.

KAYNAKÇA-1

1: Tarih-i Osmani Encümeni Mecmuası ilavesi olarak (İstanbul 1330)

2: Halil İnalcık ”Osmanlılar’da Saltanat Veraseti Usülü ve Türk Hakimiyet Telakkisiyle İlgisi, Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Dergisi XIV/1 (1959) s. 93; Ahmed Mumcu, Osmanlı Devleti’nde Siyaseten Katl, Ankara (1963) s.193

3: Bakara Suresi 191. Ayet – Bakara Suresi 217. Ayet

4:Elmalılı M.Hamdi Yazır, Hak Dini Kur’an Dili (İstanbul 1979) cilt II: s.695-696

5:Ostrogorsky, 499; Şerif Baştav, Bizans İmparatorluğu Tarihi, Son Devir 1261-1461; Osmanlı-Bizans Münasebetleri, (Ankara 1989) s.73

Kardeş Katlinin İ’lay-ı Kelimetullah ile İlişkisi

Tarih sahnesinde yer alan diğer Türk Devletleri’nin aksine Osmanlı Devleti 6 koca asır hüküm sürmüş bir devletti. Osmanlı Devleti’nin böyle uzun soluklu bir devlet olmasında İ’lay-ı Kelimetullah hizmetine uygun davranmak ve ”İslâm Devleti ” özelliklerini taşıma arzusu önemli rol oynamaktadır.

Hükümdarların devlet anlayışları kendi ve hanedanlarının varlıklarından ziyade İslam’ın sancaktarlığını devam ettirmek üzerine kuruluydu. Şehzade çekişmeleri sonucu devletin parçalanıp İla’y-ı Kelimetullah hizmetine zarar gelmesini istemediklerinden aleme nizam vermek amacıyla bu fiili – kardeş katlini- işlemekten geri durmamışlardır. Bu davranışı gerçekleştirmek hukuk nazarında haklı bir savunma olmasa da Nizam-ı Alem davasını sürdürmek için gerekli olmuştur.(1)

Ayrıca kardeş katlini saltanat hırsı ile izah etmek de mümkün değildir. Nizam-ı Alem için oğlunu feda etmekten çekinmeyen Kanuni Sultan Süleyman Han’ın bu davranışını o sıralarda Osmanlı topraklarında bulunan Avusturya elçisi Busbecq şu sözleriyle ifade eder:

”Müslümanlar, Osmanlı Hanedanının varlığı ile ayaktadırlar. Hanedan yıkılırsa dinde mahvolur. Bu bakımdan din ve devletin selameti için, hanedanın bekası evlattan daha Osmanlı hükümdarlarının asıl amaçlarının İ’lay-ı Kelimetullah olduğu ve bu dava uğruna hüküm sürdükleri, ”Kardeş Katli” ne hazırladığı Kanunname’de yer veren Fatih Sultan Mehmed Han’ın yaşadığı şu vakayla daha iyi açıklayabiliriz:

Fatih Sultan Mehmed Han’ın Uzun Hasan üzerine sefere giderken büyük zorluklar çekmesi hatta bazen atından inip yürümek zorunda kalması üzerine Uzun Hasan’ın annesi Sarâ Hatun’un ”Oğul ufacık Trabzon için tatlı canına bu kadar eziyet değer mi?” demesi üzerine Fatih Sultan Mehmed Han ”Valide, seyf-i İslâm (İslâm’ın kılıcı) bizim elimizde. Cihad sevabına nail olup ALLAH(cc)’ın rızasını tahsilden başka gayemiz yoktur”(3) demiştir. Nizam-ı Alem üzerine hüküm sürmeyi kendine düstur edinmiş hükümdarların saltanat hırsı ile kardeş katlettiğini söylemek abesle iştigâlden ibarettir.

 

KAYNAKÇA-2

(1) Osman Turan, Tarihi Akışı İçinde Din ve Medeniyet, İstanbul 1980, s. 12

(2) Osman Turan, Tarihi Akışı İçinde Din ve Medeniyet, İstanbul 1980, s. 49, 61

(3)Aşıkpaşazâde Ahmed, Aşıkpaşazâde Tarihi s, 159-160

 

Yasir BASAYEV

 

Hakkında Misafir Yazar

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*