Anasayfa » İslam » Dua Eden Bilirki..
makalemdua

Dua Eden Bilirki..

Dua denilince akla, insanın Allah’ı zikretmesi, Allah’a kusurlarını itiraf etmesi, kendisinin ve müminlerin ihtiyaçlarını istemesi, dile getirmesi gelir. Dua Rabbimiz’in Rahman ve Rahim isminin çok üstün bir tecellisi, müminlere çok büyük bir lütfudur.

Çünkü insan Allah’a dua ederek samimi imanını, sevgisini ve korkusunu ifade edebilir. Tek dost ve veli olarak O’na teslim olduğunu, yalnızca O’ndan medet umup O’ndan yardım dilediğini gösterebilir.

Din ahlakından uzak toplumlarda, Allah’a dua etmek çeşitli batıl inanç ve hurafelerle zorlaştırılmıştır. İnsanlar, her an Allah’a yönelebilecekleri halde, bunun için zamanlar belirlemiş veya araya aracılar koymuşlardır. Allah bu batıl inançlara karşı insanları şöyle uyarır:

Haberin olsun; halis (katıksız) olan din yalnızca Allah’ındır. O’ndan başka veliler edinenler (şöyle derler:) “Biz, bunlara bizi Allah’a daha fazla yaklaştırsınlar diye ibadet ediyoruz.” Elbette Allah, kendi aralarında hakkında ihtilaf ettikleri şeylerden hüküm verecektir. Gerçekten Allah, yalancı, kafir olan kimseyi hidayete erdirmez.  (Zümer Suresi, 3)

Duanın özelliği, Allah ile kulu arasında özel ve sıcak bir bağlantı kurmasıdır. İnsan tüm sıkıntılarını ve isteklerini Allah’a açar, O’na yakarır ve Allah kulunun isteğine icabet eder, duasını karşılıksız bırakmaz. Dua etmek için özel vakitler beklenmesine, özel dua şekilleri oluşturulmasına da gerek yoktur. ( Ayrıca belli vakitler vardır ki duanın makbul olma ihtimali daha var )

Her an, her dakika ve her yerde Allah’a dua edilebilir. İnsan bir yerden bir yere giderken, merdivenden inerken, alışveriş yaparken, yemek hazırlarken, televizyon seyrederken, asansördeyken, bir yerde beklerken, gece yattığı zaman, sabah kalktığında, kahvaltı ederken, araba kullanırken kısacası her yerde ve her zaman Allah’a dua ederek, Allah’tan istediklerini belirtebilir. Bunun için, aklından geçirmesi dahi kafidir, çünkü Allah insanın sinesinde gizlediklerini bilen, herşeyden haberdar olandır.

Mümin, Allah’ın kendisini işittiğini, gördüğünü, düşüncelerini bildiğini bilerek dua eder. Bu nedenle mümin içinden geçirdiği bir anlık bir düşünceyi bile Rabbimiz’in bildiğini bilerek bu önemli ibadeti, yer, zaman ayırt etmeden istediği şekilde yapabilir. Böyle önemli bir ibadette Allah’ın verdiği kolaylık mümin için lütuftur.

Rabbiniz dedi ki: “Bana dua edin, size icabet edeyim. Doğrusu Bana ibadet etmekten büyüklenen (müstekbir)ler; cehenneme boyun bükmüş kimseler olarak gireceklerdir.  (Mümin Suresi, 60)

Dua, mümin için çok büyük bir nimettir. Mümin yaptığı her işte Allah’a yönelip döner. İçin için, yalvara yalvara dua eder. En zor şartlarda bile, imanlı bir insan asla ümitsizliğe kapılmadan, Allah’tan güç, kuvvet ve sabır diler. Allah’ın her zaman herşeyin en hayırlısını yarattığını bilerek umutla ve korkuyla yalnızca Allah’a yalvarır. Allah’tan istediği herşeyin en hayırlı şekilde son bulacağını bilir. Bütün güç Allah’ın elindedir. Birşeyin olup olmaması yalnızca Allah’ın dilemesine bağlıdır. Mümin bunu bilerek Rabbimiz’e dua ettiği takdirde, Allah o insanın duasına onun için en hayırlı ve en güzeliyle icabet eder.

Her işlerinde Allah’a yönelmenin ve sonuçlarını Allah’tan ümit etmenin rahatlığını yaşayan müminler dünya hayatı boyunca -inkarcıların ye’se ve ümitsizliğe düştüğü anlarda bile- umut ve neşelerinden hiçbir şey kaybetmezler. Çünkü bilirler ki, Allah’a sığınmanın rahatlığını, huzurunu, kalplerine verdiği sevinç ve coşkuyu başka hiçbir yolla elde edemeyeceklerdir. Bu da tevazu ve güzel ahlakı yaşamalarını sağlayan ve dünya hayatı boyunca onları daima Allah’a yaklaştıran en büyük nimetlerden biridir. Onlar, dua ettiklerinde, Rabbimiz’e içten yöneldiklerinde ve zorlukla karşılaştıklarında her zaman Allah’la beraber olduklarını bilirler. Rabbimiz’in kendilerini duyup, Kendisi’ne katıksızca yönelen kulları için ebedi ve eşsiz cenneti hazırlamakta olduğuna hiçbir şüpheye kapılmadan iman ederler.

Bediüzzaman, müminlerin dua ederek Allah’a karşı gösterdikleri bu derin teslimiyeti ve Allah’a yönelmelerinin kendilerine yaşattığı iç rahatlığını bir sözünde şu şekilde açıklamaktadır:

“Duanın en güzel, en latif, en leziz, en hazır meyvesi, neticesi şudur ki: Dua eden adam bilir ki, birisi var ki onun sesini dinler, derdine derman yetiştirir, ona merhamet eder, O’nun Kudret Eli herşeye yetişir. Bu büyük dünya hanında o yalnız değil, bir Kerim Zat var, ona bakar, ünsiyet eder. Hem onun hadsiz ihtiyacatını yerine getirebilir ve onun hadsiz düşmanlarını defedebilir bir Zatın huzurunda kendini tasavvur ederek, bir ferah, bir inşirah duyup, dünya kadar ağır bir yükü üzerinden atıp “Elhamdülillahi Rabbi’l-alemin” der.”  (Mektubat, s. 291)

————————————————————————————————————————————————–

Rahman:  “Dünya hayatında, mü’min-kâfir gözetmeksizin, mahlukatın hepsine merhametle muamele eden.”

Rahim : “Verdiği nimetleri iyi kullananlara daha büyük ve ebedî nimetler veren.”

Ümitsizlik : Bir şeyden tamamen ümidini kesmek imana zarar verir.Eger tamamen ümidimiz kesmişsek haşa Allah bile güç yetiremez diye düşünmüş oluruz.

Dua: Sözlükte; “çağırmak, seslenmek, davet etmek, istemekve yardım talep etmek” anlamlarına gelir. Dua,din ıstıla-
hında; Allah’ın yüceliği karşısında insanın aczini ve zafiyetini itiraf etmesi, sevgi ve saygı ile O’nun lütuf, nimet
ve yardımını, dünya ve ahirette nimetler ve iyilikler ihsan etmesini; üzerindeki sıkıntı, dert ve belayı gidermesini;
günah, hata ve kusurlarını bağışlamasını dilemesi; yalvarıp yakarması ve O’na hâlini arz edip niyazda bulunması de-
mektir. (bk. Rağıb ve İbn Manzûr, d.’a.v. maddesi)
Aynur Özkaya

Hakkında Misafir Yazar

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*