Anasayfa » Politika » Çıkmazlar Çemberinde Suriye
makalemsuriye

Çıkmazlar Çemberinde Suriye

Zihinlerin bulanık olduğu, akılların tutulduğu, basiretlerin kapandığı, imtihanın şiddetlendiği bir kapıdır, Suriye. Zalimle mazlumun açık bir şekilde gün yüzünde olduğu halde, kime zalim diyeceğini bilemeyen akılların mevcut olduğu bir çatışma coğrafyası haline gelmiştir. 60.000’in üzerinde insanın öldürülmesi zalimliğin göstergesi olmuyor mu? Sadece bizim sınırımızda 300.000’e yakın mültecinin bulunmasını anlamlandıramamak ne demektir? Sorun zulm içinde olanların bizim eşimiz, çocuklarımız, ailemiz, akrabamız, dostumuzun olmaması mıdır? Siyasilerin Esed’e zalim demesinden sonra yazarların, aydınların, halkın zalim demesine tepkili olanlara sormak isterim. Zalime zalim demek sadece siyasilerin vazifesi midir? Eğer bizler siyasilerden fazla politik düşünerek zulme karşı dur diyemiyorsak sorun kimden kaynaklanıyor? Siyasiler her türlü bedeli göze alarak bunu diyebiliyorlarsa demeyenler hangi hakkaniyetten bahsedebilir? Eğer bizler gözümüzün önündeki 60.000 insanı öldüren zalime zalim diyemezsek tarihimizde hangi zulümden bahsedebiliriz?

”Devrim sesleri dış mihrakların ürünü mü, iç dinamiklerin neticesi mi?” sorusunda boğularak binlerce mazlumu görmemek hangi vicdanın sesidir? Dini, kültürel, tarihi herhangi bir sorumluluk üzerinde hissetmeyenler insani bir sorumluluk da mı hissetmiyor? Siyasilerin denge politikası gözeterek veya Yeni Ortadoğu’da kendine pay biçmek çabası içinde olduğunu varsaysak bile, bizler niye siyasiler gibi düşünüyoruz? Eğer ülkenin aydınları vicdani sorumluluklarını yerine getirmekten çekinirse veballeri büyüktür. Hakkın savunucu olmak zulme ortak olmakla olmaz.  Bazılarını siyasi düşünmekle itham edenler siz hangi düşüncenin idrakini taşıyorsunuz?

Dış mihraklerin ürünü mü sorusuna Ufuk Ulutaş’ın yaklaşımına bakalım:

“Suriye krizinin başından beri, Baas rejimine İran ve Rusya’nın verdiği destek kadar, muhaliflere bir türlü verilmeyen uluslararası destek de konuşuldu. Bu süre zarfında “arkanızdayız” retoriği ile uluslararası toplantılarda arz-ı endam eden ABD, muhaliflere oyun değiştirecek yardımda bulunmaktan bilinçli olarak kaçındı. ABD’nin aylardır kullandığı destek retoriğinin somut adımlara çevrilebileceği umudu, Obama’nın ikinci döneminin hemen başında, bırakın somut adımlara çevrilmeyi retorikte bile gözle görülür bir azalmayla yerini hayal kırıklığına bıraktı. Askeri yardım bir yana insani yardım konusunda bile ABD sınıfta kaldı.”

Esed’e Rusya ve İran’ın desteği açık bir şekilde görünürken, yalnızlaştırılan halkın desteği sorumluluğunu hisseden vicdan sahipleri olmalıdır. Başlayan bu direnişe verilmeyen desteklerin sonucunda Suriye’de direniş durduğunda istikrar havası mı hakim olacak? Kendi egosunu tatmin ederek, Firavunane makam sevdasına düşen birisi, başta bulunduğu müddetçe baskı biter mi? Baskı ve zulüm silah sesleri işitilmeye başlandığında mı kabul edilir? Eğer insanların düşünce, vicdan hürriyeti yoksa burada zulümden bahsedilmez mi? Gazetecilerin tutuklanmasını düşünce özgürlüğüne yapılan saldırı olarak görenler, fikirlerini beyan edenlerin öldürülmesini, işkencelere maruz kalmasına göz yummalarını neye borçludurlar!

Binlerce yetimin gözyaşı vicdanlarımızı insani yardımlar noktasında hareket geçirmiyorsa sorgulamalıyız kendimizi.  6 Mart 2011 yılının üzerinden iki sene geçti. Hala zulüm devam ediyor. Kendi halkını bombalayan zalim rejime karşı, kutlu direniş devam ediyor. Üzücü olan 1,5 milyara yakın nüfusa sahip olan Müslümanların hala çözüm önerisini BM’den beklemesidir. Uluslararası arenada yalnızlaşan Türkiye tarihi ve vicdani sorumluluklarını yerine getirerek mazlumun yanında olmuştur.

Sivil Toplum Kuruluşları ve hassasiyet sahibi insanlar olarak tarihten aldığımız sorumluluğumuzun farkına vararak, soğuk şartlar altında evlerinden uzakta, binlerce ölüme şahit olan kardeşlerimize maddi ve manevi destek olmalıyız. Onlar bizlere bir dua kadar yakınlar.

Artık Suriye’de camilerde ezan yerine sela sesleri yükseliyor.

Bizler de mazlumun yanında olmalıyız. 15 Mart Gazap gününde Türkiye genelinde yapılacak olan protestolara destek vermek ümidiyle…

 

Fatih COŞAR

Hakkında Misafir Yazar

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*