Anasayfa » Teknoloji » Çaresiz Bir Babanın Feryadı
01-WeStand-Gallery-Masonary-Images

Çaresiz Bir Babanın Feryadı

Daha fazla dayanamadım çocuğumun feryatlarına ve arkası kesilmeyen isteklerine. Elinden tuttuğum gibi hastahane hastahane doktor doktor dolaştım, çalınmadık kapı bırakmadım. Kimi tavsiye ettilerse gittim. Falanca iyidir dediler gittim, filanca iyiymiş dediler gittim yalvardım yakardım derman istedim şifa dilendim ama nafile. Birde alternatif tıbbı deneyin dediler onu da denedim faydası olmadı, sonuç değişmedi. Çocuğum hala ilk gün ki gibi hasta ve ben çok çaresizim.

Öyle bir hastalık ki, teşhis yapılıyor ama tedavisi yapılamıyor, doktorlarında eli kolu bağlı bu hastalığa karşı. Bizim yapabileceğimiz bir şey yok diyorlar. İlacı yok bu hastalığın, eczaneye gidip hastalığı söyleseniz, ilacını isteseniz eczacı aval aval bakıyor suratınıza sanki ilk defa duyuyormuş gibi.

Ama pek çok doktorun dediğine göre dünya üzerinde milyonlarca kişide varmış bu hastalık ve bizim ülkemizde de azımsanmayacak sayılara ulaşmış. Peki, ne yapmalı doktor bey? Diyorum, aldığım yanıtlar ise doktorlarında yapabileceği çok fazla bir şey olmadığı gösteriyor bana. Eve götürün, ilgi ve alakanızı eksik etmeyin, sürekli diyalog içinde olun, aklını çelecek kişilerle arkadaşlık kurmasına izin vermeyin, televizyonla baş başa bırakmayın gibi tavsiyelerde bulunuyorlar. Sanırım benim aklıma gelenler bunlar sen kendi çözümünü kendin üret demek istiyorlar.

 

01-WeStand-Gallery-Masonary-Images

Teşhis “teknoloji hastalığı” Benim çocuk teknoloji hastalığına yakalanmış sözüm onlara. Gülmeyin ne olur. Allah düşmanımın bile başına vermesin bu hastalığı. Cep telefonu, laptop, fotoğraf makinası vs. teknolojik ürünlere karşı aşırı zaaf demek bu hastalık. Bir cep telefonu alıyoruz aradan bir iki ay geçiyor geçmiyor başka bir model çıkıveriyor piyasaya ve üstelik bir öncekinden çokta farklı değil özellikleri bakımından. Dayanamıyor, hemen diretiyor baba alalım ne olur diye. “Yok, olmaz zaten telefonun var ya oğlum” dediğimde karşıma geçir “bu telefonun şöyle özelliği var, böyle özelliği var” diye sıralıyor çok ciddi ve hevesli bir şekilde. İstediği cevabı alamayınca da bu sefer “falanca arkadaşım aldı, filanca arkadaşım kullanıyor benim eksiğim ne onlardan, beni sevmiyor musun” gibi şeylere maruz kalıyorum. Yani sizin anlayacağınız Hastalık teknoloji hastalığı, ilacı (tabi buna ilaç denirse) eczanelerde değil teknoloji mağazalarında satılıyor. Elde avuçta ne varsa artık yavaş yavaş eriyip gidiyor.

Elbette yukarıda feryadını okuduğunuz babanın anlattıkları bir hikâyeden ibaret, ama şöyle bir düşündüğümüzde, etrafımızdaki insanlara baktığımızda sanki yavaş yavaş böyle bir hastalık ortaya çıkıyormuş gibime geliyor ne dersiniz?

Bir süre önce “Çin’de bir genç İPhone alabilmek için böbreğini sattı.” Diye bir haber okumuştum. Gülmek mi ağlamak mı gerekir bu haber karşısında bilemedim, şaşırıp kalmıştım adeta. Nasıl bir hastalıktır ki insan böbreğini bile satabiliyor, üstelik kısa bir süre sonra yeni modellerinin piyasaya çıkacağını ve elindekinin eskiyeceğini bile bile. Allaha şükür bizim ülkemizde böyle haberler yok, ya da henüz duymadık ve İnşallah da duymayız. Ama bu gidişat iyi bir gidişat değil sevgili dostlar. Aldığı bir telefonu iki üç ay sonra değiştiriyorsa bir kimse bence bu hastalığa yakalanmış demektir. Çoluğumuza çocuğumuza, eşimize dostumuza sahip çıkalım ben derim. Hatta bu hastalığa karşı psikolojik destek bile alabiliriz.

 

İsa ARAS

Hakkında Misafir Yazar

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*